18 Ocak 2012 Çarşamba

4 Ocak 2012 Çarşamba

YELKEN HAYALLERİNE DEVAM

Yelkene çıkmasak da hava durumunu sürekli takip etmeye devam ediyoruz. Yüksek basınçla birlikte güneşli ama soğuk ve durgun günleri takip eden kuvvetli Lodos ve ardından Karayel ile gelen yağış; tekrar soğuyan hava ve üstümüze yerleşen yüksek basınç, puslu günler... Penceremden gökyüzüne baktığımda gördüğüm tüy bulutların fırtına işareti olduğunu düşünürken bir yandan da kendime neyin hayalini kurduğumu soruyorum.

İlginçtir ki, haritayı açıp kafamda Ege sahili ve Yunan adaları arasında yapılabilecek güzel bir rota oluşturmaya çalışırken bana bu aynı zamanda çok korkutucu geliyor. Adaların arasındaki uzak mesafeleri yelkenli tekneyle nasıl aşarız, diye düşünüyorum haritadan bakınca. Eskiden İstanbul’da teknemle Adalar’a gitmenin düşüncesi de bana korkutucu gelirdi doğrusu. Denizden korkmanın doğru bir tutum olduğunu düşünüyorum. Hiçbir zaman rehavete kapılmayı affetmiyor deniz. Belki bir gün Ege’deki adalar arasında tekneyle yolculuk yapmak korkutmayacak beni. O zaman Atlantik Okyanusu'nu ve Antarktika’yı düşünüp endişelenmeye başlayabilirim.

Hissettiğim korkuya karşılık aklımda sürekli beliren ve özlem duyduğum bir hayal, hafif dalgalı denizin üzerinde saatlerce kayar gibi yelken yaparken su sesinden başka hiçbir şey duyulmamasının verdiği huzur. Şehirde herkes trafikte ve başka her yerde stres içinde birbirini geçmeye çalışırken denizde sadece kendimle ve doğayla baş başa olmayı özlüyorum. Korkutucu gelse de bu sene tekrar Yunan Adaları arasında bir yelkenliyle katedeceğimiz rotanın hayalini kuruyorum.