16 Mayıs 2012 Çarşamba

İSMAİL USTA İLE YALOVA SETUR MARİNA’DA BAKIM

S/Y Resif

5-12.05.2012

Mayıs ayının başında Resif ve Symphony’yi zehirli boyalarını yenilemek ve genel bakım yapmak için Yalova’da karaya çektik. Yalova’daki Setur marina İstanbul’dakilere oranla küçük ve sakin bir tesis. Pendik marinanın kalabalık ve karmaşasından sonra Yalova’nın keyifli ortamı bizim çok hoşumuza gitti.

8 Mayıs 2012 Salı

2012'NİN İLK KALPAZANKAYA SEYRİ

29.04.2012


Deniz, Dolunay, Duygu ve ben geçen haftasonu Burgazada'daki Kalpazankaya'da sezonu açtık.

30 Mart 2012 Cuma

KARTALKAYA'DA GÜNÜBİRLİK KAYAK

29.03.2012

Ailece Kartalkaya'da günübirlik kayağa gittik. Sabah yedibuçukta İstanbul'dan yola çıktık. Kartalkaya'ya vardığımızda hava bulutluydu. Yeni kar yağmış olduğu yolun üzerindeki kar tabakasından belliydi. Pistlerde güneşte eriyip gece donmuş sert tabakanın üzerinde yumuşak yeni kar vardı. Öğle saatlerinde güneş açtı. Parçalı bulutlu, çok güzel bir hava oldu. Kayak kaymak ve şehirden uzaklaşıp bir günlüğüne de olsa temiz hava solumak son derece keyifliydi.



Kartalkaya'nın ağaçlarına bayılıyorum. Hem dağ yolundan çıkarken içinden geçtiğimiz ormandaki göknar ve ladinler hem de dağın çıplak zirvesinde tek tük çıkan ardıç ağaçları muhteşem. Üstelik pistin yakınındaki ardıçlar kar tutmuştu ve sihirli bir manzara arzediyorlardı.







Kartalkaya'ya adını veren sanırım dağın en tepesindeki bu kaya. Senelerdir geldiğimiz Kartalkaya'da bir kere bu kayanın tepesinde tünemiş bir kartal gördüğümüzü hatırladık.

12 Mart 2012 Pazartesi

YILIN İLK YELKEN SEYRİ

10.03.2012


Cumartesi günü Dolunay ve ben soğuk ama harika rüzgarlı havada tekneyi hazırlayıp marinadan çıktık. Saat beşte marinanın çıkışında yelkenleri basmış ve tersanelerin önünden Tuzla Mercan Yuvası'na doğru yola koyulmuştuk. Rüzgar Poyraz'dan 15-18knot esiyordu. Yarım saat sonra İstanbul Mercan Yuvası'nın önünde tramola edip dönüşe geçtik. Saat altıda marinanın önüne geldik. Yelkenleri indirip marinaya bağlandık. Bir saat için bile olsa denize çıkıp yelken yapmak, teknenin sağanaklarda hamle yapıp yatışını hissetmek ve dalgaların bordada çıkardığı sesi dinlemek bizi çok mutlu etti. 

5 Mart 2012 Pazartesi

VERBIER, İSVİÇRE - ALPLERDE KAYAK



22-28.02.2012
Bembeyaz karlarla kaplı Alp dağlarının zirveleri benim için çocukluktan beri bir hayal alemi olmuştur. Herhalde Heidi’yi seyreden her çocuk için durum böyledir. Dağlarda bir kulübede yaşamak, çayırlarda, ağaçların arasında koşuşturmak, ateşte peynir kızartıp yemek, St Bernard köpekleriyle oynamak… İşte Alplerdeki hayat…  


İsviçre’nin Fransa sınırına yakın bölgesinde bir dağ köyü olan Verbier’de beş gün kayak yaptık. Kaldığımız küçücük ama kullanışlı ev Heidi’ninkini bize aratmadı. Özellikle yükseklerde, dağ yamaçlarında veya ormanın içinde gittiğimiz lokantaların ortamları ve yemekleri çok hoşumuza gitti.


18 Ocak 2012 Çarşamba

KARDA PENDİK MARİNTÜRK MARİNA

18.01.2012
Marinadaki komşum Ecemiz teknesinin sahibi Serdar Ertürk'e resimler için teşekkürler...

 
Resif

4 Ocak 2012 Çarşamba

YELKEN HAYALLERİNE DEVAM

Yelkene çıkmasak da hava durumunu sürekli takip etmeye devam ediyoruz. Yüksek basınçla birlikte güneşli ama soğuk ve durgun günleri takip eden kuvvetli Lodos ve ardından Karayel ile gelen yağış; tekrar soğuyan hava ve üstümüze yerleşen yüksek basınç, puslu günler... Penceremden gökyüzüne baktığımda gördüğüm tüy bulutların fırtına işareti olduğunu düşünürken bir yandan da kendime neyin hayalini kurduğumu soruyorum.

İlginçtir ki, haritayı açıp kafamda Ege sahili ve Yunan adaları arasında yapılabilecek güzel bir rota oluşturmaya çalışırken bana bu aynı zamanda çok korkutucu geliyor. Adaların arasındaki uzak mesafeleri yelkenli tekneyle nasıl aşarız, diye düşünüyorum haritadan bakınca. Eskiden İstanbul’da teknemle Adalar’a gitmenin düşüncesi de bana korkutucu gelirdi doğrusu. Denizden korkmanın doğru bir tutum olduğunu düşünüyorum. Hiçbir zaman rehavete kapılmayı affetmiyor deniz. Belki bir gün Ege’deki adalar arasında tekneyle yolculuk yapmak korkutmayacak beni. O zaman Atlantik Okyanusu'nu ve Antarktika’yı düşünüp endişelenmeye başlayabilirim.

Hissettiğim korkuya karşılık aklımda sürekli beliren ve özlem duyduğum bir hayal, hafif dalgalı denizin üzerinde saatlerce kayar gibi yelken yaparken su sesinden başka hiçbir şey duyulmamasının verdiği huzur. Şehirde herkes trafikte ve başka her yerde stres içinde birbirini geçmeye çalışırken denizde sadece kendimle ve doğayla baş başa olmayı özlüyorum. Korkutucu gelse de bu sene tekrar Yunan Adaları arasında bir yelkenliyle katedeceğimiz rotanın hayalini kuruyorum.  

15 Aralık 2011 Perşembe

YELKEN HAYALLERİ


Kışın rüzgarsızlık, fırtınalar ve günlerin kısalması sebebiyle karada yelken hayali kurmakla yetiniyoruz. Arada marinadan çıkıp motorla kısa turlar atıyoruz tabii. Ama çoğunlukla marinada tekne tamiri ve bakımıyla vakit geçiriyoruz. Ayrıca sıcak evimde oturup yelken dergilerini okurken Antarktika’ya giden, dünyayı dolaşan, veya Atlantik Okyanusu’nu tek başına geçen denizcilerin yaşadıkları maceralara özeniyorum.  Acaba ben de bir gün yelkenliyle Antarktika’ya gidebilir miyim? Daha doğrusu, acaba buna cesaret edebilir miyim?

Çocukken yüzerek balıkçıların teknelerine çıkar ve lumbozlardan kamaralarının içine bakıp özenirdim. Babamın kayığıyla balığa çıkardık ama kamarası yoktu. İçinde kalınabilecek bir tekne benim için inanılmaz birşeydi. Kendi teknem olacağı aklıma bile gelmezdi ama hep hayallerimde vardı. İnsanın hayalleri aslında gerçekleşiyor. Mesele hayal kurmakta…

Yachting World dergisinde okuduğum Steve Powell imzalı yazı dizisi yazarın yelkene başladıktan yaklaşık on sene sonra bu iş için bütün ekipmanları yedekleyerek özel yaptırdığı Oyster 62 model teknesi Uhuru ile Atlantik Okyanusu’nu geçip Antarktika’ya inmesini ve Horn Burnu’nu geçmesini anlatıyor. Maceranın detaylarını ve etkileyici resimlerini yazarın blogundan takip edebilirsiniz.

Beni etkileyen bir başka macera ise dünyayı dolaşan 1904 yapımı ahşap klasik kotra S/Y Merrymaid’in hikayesi. Özellikle teknenin Horn Burnu’nu dolaşırken buzullarda çekilen resimleri inanılmaz. Kotra dalgalara bata çıka ilerlerken neredeyse suyun içinde kayboluyor. Tek görünen kotranın direği! Yachting World’de çıkan makaleyi ve kotranın resimlerini www.merrymaid.sy adresinde görebilirsiniz.

Zorlu denizler, buzullar, penguenler, balinalar… Hayal kurmaya ve yazmaya devam edeceğim.  

30 Kasım 2011 Çarşamba

RESİF SİVRİADA’DA

26-27.11.2011 
Marinadaki komşum Gürkut, teknesi Resif’le geçen haftasonu Sivriada’ya gitti. Burgazada’daki Kalpazankaya’da günbatarken çektiğimiz fotoğraflarda çıkan Sivriada’nın ıssız bir limanı olduğunu biliyordum. Hatta limanda aborda olmak yerine demir atıp kıçtan kara yanaşmak gerektiğini yoksa açıktan geçen gemilerin dalgasıyla teknenin bordasının rıhtıma çarpıp hasar görebileceğini de öğrenmiştim. Ancak uzaktan görünen ve adaya ‘sivri’ ismini veren tepenin içinde taşocağından kalma geniş ve etkileyici bir krater olduğunu ve bunun içinde dolaşılabildiğini bilmiyordum. Ayrıca adada balıkçıların beslediğini tahmin ettiğim dört tane de kedi varmış...


16 Kasım 2011 Çarşamba

LİKYA YOLU, ANTALYA


05-09.11.2011

Kasım ayında yaylada çadırda kalacaksın, deseler, çıldırmış olmalılar, derdim içimden. Ama Batı Toroslar’daki Olympos (Tahtalı) dağının eteğindeki Çukur yaylada geçirdiğimiz akşam beş günlük seyahatin en keyiflisiydi. Çevreden topladığımız sedir ağacı dallarıyla yaktığımız ateşin baharatlı kokusu hala burnumda.

5 Kasım Cumartesi sabahı dokuz kişilik ekibimizle Antalya Havaalanı’nda buluştuktan sonra ilk durağımız Göynük Kanyonu oldu. Rehberimiz Özgür ilk günkü zorlu tırmanış planından vazgeçip bize kanyonda ve ardından ormanda kısa yürüyüşler yaptırdı. Temiz hava ve orman kokusu hepimizi sardı. Akşam Ovacık köyündeki Gül Dağ Oteli’nde kaldık.
                                                                                                                        Göynük Kanyonu



4 Ekim 2011 Salı

DİL BURNU, BÜYÜKADA


1.Ekim.2011
Cumartesi günü güneşli ve hafif Lodos havada yelken bastık. Rüzgarın Lodos'tan 8-10 knot esmesine rağmen arada kara bulutlar kuzeyden gelip bizi yağmur konusunda endişelendiriyordu. Denizde pek tekne olmadığından, yazın çok kalabalık olduğu için gitmediğimiz Dil Burnu'nda demirlemeye karar verdik. Sedef Adası ve Büyükada'nın güneyinden geçip 14-15 metre derinlikte demirimizi bıraktık.

27 Eylül 2011 Salı

SONBAHARDA KALPAZANKAYA


18.09.2011
Keyifli Poyraz havada Macahel yürüyüş ekibinden Eren'le birlikte Duygu, Emre, Dolunay ve ben Burgazada'da Kalpazankaya'ya gittik. Yaprakları biraz dökülmüş olsa da atkestanesinin altında oturup yemek yedik. Akşamüstü denize girdikten sonra dönüş için yelken bastık. Gün battıktan sonra marinaya bağlandık.

20 Eylül 2011 Salı

PENDİK - SARAYBURNU

11.09.2011
Güneşli ve rüzgarlı bir Pazar günü yelkene çıkıp İstanbul Boğazı'nın girişine kadar yaklaşık üç saatte gittik. Rüzgar Poyraz'dan 25-27 knot'a kadar çıktı. Haydarpaşa önlerinde yunuslarla karşılaştık. Gün batarken Pendik'teki marinaya bağlandık.

                                 
                                             

9 Eylül 2011 Cuma

MACAHEL, ARTVİN - DAĞLARDA BİR HAFTA


28.08 - 03.09.2011
Buz gibi suya daldığımda suyun altında çığlık atmak isteyip nefesimin kesildiğini hissettim. Sudan çıktım ama dayanamayıp tekrar atladım. Su çok soğuktu ama beni canlandırdı. Bir buçuk gün boyunca molalarla minibüste yaptığımız yolculuğun sersemliğini üzerimden atmamı sağladı. Tatil benim için böylece dağların tepesindeki Naçadirev Gölü’nde başladı.

                  (Resim: Eylem Derya)        
                         


23 Ağustos 2011 Salı

LEYLEKLER

20.08.2011

Upuzun leylek sürüsünün teknenin üzerinden süzülüşü bizim için olağanüstü bir görüntüydü. Dev kanatlarını ve uzun boyunlarını seçebiliyorduk. Upuzun bir kafile Yassıada'nın üzerinden Büyükada'nın kuzeyine kadar geliyordu. Bu sırada, Burgazada yarışına katılan yatların Büyükada ve Sedef Adası arasından kuzeye tırmanan görüntüsü belirdi. Deniz'le beraber yaptığımız üç-dört saatlik keyifli seyirde yer yer tekneyi yatıran kuvvetli sağanakların dışında bizi en çok heyecanlandıran sonbaharın habercisi leylekler oldu.

17 Ağustos 2011 Çarşamba

MARMARA'DA YUNUSLAR

14.08.2011
Marinada uzun bir kahvaltıdan sonra, puslu, rüzgarsız ve sıcak havada teknede tembellik yapmayı planlarken günün ilerleyen saatleri önce Lodos ve ardından gelen Poyraz'la heyecanlı hale dönüştü. Öğleden sonra ikide marinadan çıkarken 10-12 knot Lodos ile karşılaşınca yelken basıp orsa seyre geçtik. Güneye inip birkaç saat sonra Çınarcık'a yaklaştık. Dönüşe geçtiğimiz sırada rüzgar Karayel'e döndü ve hafifledi.

Günün en heyecanlı anı, denizin ortasında bir yunus sürüsüyle karşılaşmamız oldu. Yunuslar etrafımızda yüzüp bizi bir süre yokladıktan sonra yollarına devam ettiler. Malesef rüzgar hafiflediğinden yunuslarla yarış yapamadık. Yunuslar geri döner ümidiyle ekipten iki kişi denize atladı ve tekneden attığımız halata tutunarak yüzdü. Ama yunuslar bütün çabalarımıza rağmen geri dönmediler. Akşamüstü Poyraz çıktı ve bizi keyifli bir orsa seyirle güneş batmadan önce marinanın önüne kadar getirdi. Bağlandığımızda hala yunusların heyecanı içindeydik.

9 Ağustos 2011 Salı

ANNEM VE BABAMLA YELKEN

06.08.2011

İstanbul'u Ağustos'ta bir nebze serinleten ve nemi azaltan Poyraz birkaç haftadır devam ediyor. Benim gibi sıcağı sevmeyen yelkenciler için Poyraz bir lütuf. Son zamanlarda her haftasonu tekneye gelenlere 'çok şanslısınız, sabahtan itibaren Poyraz var' diyorum. Geçen Cumartesi bu sözleri sabah erkenden yelkene çıkarken annemle babama söyledim.

2 Ağustos 2011 Salı

BÜTÜN GÜN YELKEN

31.07.2011

Pazar günü sabah erkenden Poyraz 2-3 kuvvet esmeye başladı. Planladığımız gibi dokuz buçukta Emel, Deniz, Dolunay ve ben marinada buluştuk. Emel’in yelken tecrübesi yok ama geçen sene bir kere bizimle teknede Boğaz’da yarış izlemeye gelmişti. Bu sayede tekneyi tanıyordu. Deniz ise çocukken İstanbul Yelken Kulübü’nde yelken yapmış ama senelerdir ilk defa bir yelkenliye ayak basıyordu.

28 Temmuz 2011 Perşembe

BİR YABANCI YELKENCİNİN ATAKÖY MARİNA İZLENİMLERİ

'The final leg of the northwards trip ended in Istanbul on Sunday 13 June when we pulled into the worst marina I have ever been in – namely the outrageously expensive Atakoy marina (EUR105 a night) some 20 minutes from the centre of Istanbul. You certainly pay for the convenience – and they would say privilege of staying at one of the most poorly and ill disciplined marinas I have ever seen.

27 Temmuz 2011 Çarşamba

SEDEF ADASI'NDA DEMİRDE TEMBELLİK

24.07.2011
Pazar günü hem hava sıcak hem de rüzgar hafif olduğundan yelken basmadan, sadece denize girmek ve tembellik yapmak için motorla Sedef Adası'na gittik. Bizim gibi düşünen çok tekne olduğu için yarım saat kadar demir atacak uygun bir yer aradık. Adanın güneybatısında karar kılıp demirimizi 20m'ye bıraktık.
Adalar cıvarında tekneden denize girmek bazen otoyolda yürüyüşe çıkmakla aynı hissi veriyor. Sürat motorları, jetskiler ve zodiak botlar, otoyolda zigzag çizerek giden otomobiller gibi teknelerin arasında hız yapıyorlar. Denizde yüzenleri görmedikleri için insan çok tedirgin oluyor. Geçen hafta bir tekne neredeyse yüzen iki arkadaşımızın üzerinden geçiyordu. Biz çığlık çığlığa bağırınca son anda yolunu değiştirdi. Sanırım artık daha sakin ve huzurlu demir yerleri aramanın zamanı geldi.

20 Temmuz 2011 Çarşamba

SEDEF ADASI VE BURGAZADA KALPAZANKAYA

16-17.07.2011


Elio - Sedef Adası
Cumartesi günü durgun havada motorla Sedef Adası'na gidip Elio Sedef'in tonozuna bağlandık. Denize girip yüzerek adaya çıktık. Ağaçların arasında çıplak ayakla yürüyüp keşif yaptıktan sonra sahile geri döndük. Denize atlayıp tekneye çıktık. Gün battıktan sonra mehtabın aydınlattığı denizde bir saatlik seyirden sonra marinaya bağlandık.


Kalpazankaya - Burgazada
Pazar günü ise öğleden önce marinada buluşup tekneyi hazırladık. Lodos'tan 8-10 knot esen rüzgar bizi Burgazada'nın güneybatısındaki Kalpazankaya'ya kadar götürdü. Tonoza bağlanıp denize atladık.

11 Temmuz 2011 Pazartesi

HAFTASONU ADALAR'DA YELKEN

9-10.07.2011



Haftasonu neredeyse durmadan esen 'freşka' Poyraz'da iki gün boyunca Adalar'ın etrafında yelken yaptık. Pazar günü Pendik'ten çıkıp Kınalıada'nın kuzeyinden dönüp Adalar'ın güneyine indik. Kalpazankaya'da demir atıp denize girdikten sonra güneş batarken marinaya döndük.
(Resim: Dolunay Özbek)

5 Temmuz 2011 Salı

FETHİYE’DEN MARMARİS’E DÖNÜŞ

09-11.06.2011
Turunç Pınarı’nda iki gece kaldıktan sonra Marmaris’e doğru dönüşe geçtik. Planımız Göcek ve Ekincik’te birer gece kalıp 11 Haziran Cuma akşamı Marmaris Albatros Marina’ya varmaktı.