18 Ağustos 2013 Pazar

BAŞISTRALYA VE GENOA SARMA SİSTEMİNİN TAMİRİ

17.08.2013
Cumartesi günü Engin'le başıstralyayı ve genoa sarma sistemini söktük. Sarma sisteminin başıstralyaya geçen ray kısmı birbirine vidalanmış birkaç metrelik parçalardan oluşuyor. Bunları ayırdık ve resimde görüldüğü gibi parçaları mazotla temizledik. Böylece sarma sisteminin senelerdir yapılmayan bakımını yapmış olduk. Sarma sisteminin en alt kısmındaki tambur epey pislenmiş olduğundan onu mazotla temizlemek yeterli olmadı. Balata spreyi alıp temizlemeyi deneyeceğiz. Böylece dokunulduğu anda hiç takılmadan dönmesini sağlamak istiyoruz.

Sarma sisteminin en altta kırılan kısmının ayar parçası olduğunu ve aslında rayın içine geçen bu parçada yeterince pay bulunduğunu anladık. Böylece yeni parça almadan tamiratı tamamlayabileceğimiz ortaya çıktı. Buna çok sevindim.

Başıstralya kopmadan önce genoa mandarının takılmasından şüphelenip direk tepesini kontrol etseydim bütün bunları seyirde tehlike yaşamadan önce yapacaktık. Her sene arma kontrolü yapmanın önemini bu şekilde anlamış oldum.

Paslanmaz çelik tel haftaya hazır olduktan sonra sarma sistemiyle birlikte başıstralyayı tekneye takmayı ve arma ayarını yapmayı planlıyoruz.

11 Ağustos 2013 Pazar

BAŞISTRALYA KOPTU!

08.08.2013
Bayramın ilk günü annem, babam, kardeşim ve eşi ile birlikte Kalpazankaya'da harika bir yemek yedikten sonra Kalamış'a dönerken, ve kendi kendime 'her zamanki gibi...' derken, bir anda durum değişiverdi. 20-25 knot eseren Poyraz'da anayelkeni camadanlı basıp genoayı küçülterek açtığımız sırada 'çat' diye korkutucu bir ses geldi.

6 Ağustos 2013 Salı

KALPAZANKAYA'DA HAFTASONU

20-21.07.2013

Cumartesi günü Poyraz havada annem ve babamla birlikte Kalamış'tan yelken basıp Burgazada'da Kalpazankaya'ya geldik. Melike ve Orçun ise bisikletlerini alıp motorla adaya geldiler. Kalpazankaya Restaurant'ta buluştuk. Harika bir sinarit yedikten sonra tekneye geçtik. Denize girip yüzdükten sonra akşamüstü kuvvetlenen Poyraz'da Kalamış'a geri döndük.

30 Temmuz 2013 Salı

AKŞAMÜSTÜ KALAMIŞ'TAN SARAYBURNU'NA YELKEN

17.07.2013

Feyza, Mia, Noam ve ben akşamüstü Sarayburnu'na seyir yapmak için Kalamış marinada buluştuk. Temmuz ayında neredeyse her akşam olduğu gibi Poyraz 20-25 knot esiyordu. Hava hafif bulutluydu. Boğaz'ı geçerken hem gemi trafiği, hem rüzgar ve dalgalar hem de muhteşem tarihi yarımada manzaraları herkesi epey heyecanlandırdı.



17 Temmuz 2013 Çarşamba

YALOVA'DAN KALAMIŞ MARİNA'YA GEÇİŞ

13.07.2013

Yalova Setur Marina'dan çok memnun olmamıza rağmen yazın tekneye daha kolay ulaşabilmek için Kalamış'a getiriyoruz. Teknenin alt bakımını geçen hafta Yalova'daki çekekte yaptırdıktan sonra suya indirdik. Ardından 4-5 kuvvet Poyraz havada yaklaşık beş saat süren keyifli bir seyirden sonra Kalamış'a bağlandık.

                                Yalova'daki yakıt iskelesinde S/Y Resif ve S/Y Symphony

27 Haziran 2013 Perşembe

SİSTE SEYİR

04.05.2013
Stephen King'in yıllar önce okuduğum 'Sis' adlı bir gerilim romanı vardı. Uzun süre etkisinden kurtulamamıştım. Mayıs başında yoğun sisli bir günde Dolunay'la birlikte Yalova'dan Kalamış'a yaptığımız seyrin Stephen King'in bu romanından aşağı kalır yanı yoktu...

25 Haziran 2013 Salı

KALPAZANKAYA'DA GÜNBATIMI VE MEHTAP

23-24.06.2013
Cumartesi öğleden sonra Yalova'dan yola çıkıp 20-24 knot esen Poyraz'da üç saatlik harika bir yelken seyrinden sonra Burgazada Kalpazankaya'ya vardım. Yeni otopilotum sayesinde seyir çok rahat ve keyifli geçti. Geceyi Kalpazankaya'da tonozda geçirdim. Muhteşem mehtabı seyrettim. Gece yarısı tam yanımda müzik açıp parti yapan motoryat dışında rahatsızlık veren bir durum olmadı.

Pazar sabahı vapurla adaya gelen Dolunay'ı limandan aldım. Kalpazankaya'ya geri dönüp denize atladık. Sahilde balık yedikten sonra saat üçbuçukta tonozdan ayrılıp yelken bastık. Poyraz 10-15 knot esiyordu. Akşam yedide Yalova Marina'ya bağlandık. Tekneyi toparlayıp yıkadıktan sonra feribotla İstanbul'a döndük.




7 Mayıs 2013 Salı

BMW BOSPHORUS CUP


05.05.2013
 

Borusan'ın 'yelken festivali' şeklinde organize ettiği yarış bizim için Boğaz'da yelken yapma fırsatı oldu. Yarışa 'yelken tutkunları' sınıfında kaydolduk. Cumartesi günü Dolunay ve ben tekneyi Yalova'dan Kalamış'a koyu bir sis içinde epey maceralı bir şekilde ama neyseki salimen getirdik. (Bu macera ayrı bir yazının konusu olacak.)

29 Ocak 2013 Salı

PİRİ REİS HARİTALARI SERGİSİ, TOPKAPI SARAYI

26.01.2013
Haftasonu Dolunay ve ben Topkapı Sarayı'nda kısa bir süre için sergilenen Piri Reis Haritaları sergisini kaçırmamak için sabah erkenden Sultanahmet'e gittik. Silahtar hazinesi kısmındaki sergiyi bulmadan önce birkaç başka bölüm gezdik. Sonunda ışıktan zarar görmemesi için oldukça karanlık bir odada sergilenen iki parşömen haritayı bulduk. Piri Reis tarafından çizilmiş olduğu söylenen bu iki orijinal haritanın yanında Kitab-ı Bahriye'nin sayfalarında görülen üç çizim (Alanya kalesi, Venedik ve Korfu adası) daha vardı. Ayrıca duvarda haritalardan birinin replikası, üzerindeki notların Türkçe tercümesi ile birlikte çizilmişti. Ancak bu çizimlerin neredeyse tavana yaklaşan üst yarısını okumak pek zordu.

Bizim haritaların önünde epey vakit geçirdiğimizi ve üzerindeki resimlerle yazıları çözmeye çalıştığımızı gören bir görevli masasının içinden biri Türkçe biri İngilizce olmak üzere iki broşür çıkarıp sanki hazinenin kendisini veriyormuşçasına ciddi bir ifadeyle elimize teslim etti. Serginin daha iki hafta devam edeceğini ancak neredeyse hiç broşür kalmadığını ekledi. Poster talebimiz ise malesef reddedildi. Ancak Dolunay vazgeçmeden müzedeki bütün dükkanlara sorup sonunda bir çekmeceden aynı önem ifadesiyle çıkarılan posteri itinayla teslim aldı.

10 Ocak 2013 Perşembe

VİLLA NEVA, KARTALKAYA YOLU, BOLU



04-06.01.2013
Geçen haftasonu Bolu'da Kartalkaya yolunun üzerindeki Villa Neva'da kaldık. Cuma öğleden sonra İstanbul'dan yola çıkıp iki saatte otele vardık.  Nevin Hanım'ın dayanılmaz börekler ve pastalar eşliğinde sunduğu 'beş çayı'na yetiştik. Etrafta hiç kar yoktu. Akşam yemeğinde ertesi günkü planları konuşurken kar yağıp yağmayacağı konusunda epey tartışma oldu. Hava durumuna göre kayak veya ormanda yürüyüş arasında karar verecektik.

19 Kasım 2012 Pazartesi

KERAMET GEÇİŞİ - YALOVA'DAN İZNİK GÖLÜNE YÜRÜYÜŞ


17.11.2012
Sonbaharın doğadaki renklerini izlemek için Cumartesi sabahı Yalova'nın Aktoprak köyünden yürüyüşe başladık. Beş saat boyunca yeşilin, sarının, kahverenginin ve kızılın her tonunu görerek patikalardan tepelere tırmandık, indik, dereler geçtik ve en sonunda kendimizi ılıcada termal suya attık.

1 Kasım 2012 Perşembe

YALOVA'DA SEYİR


26-27.10.2012

Tekneyi Yalova Setur Marina'ya götürdüğümden beri ilk kez geçen haftasonu seyre çıktım. Hava durgun olduğu için motorla sahil boyunca gittik ve döndük. İlk gün annem ve babamla bir saatlik bir tur attık. Ardından marinada keyifli bir yemek yedik ve teknede biraz tamiratla uğraştık. Ertesi gün ise Dolunay'la yaklaşık üç saat motor seyri yaptık. Deveboynu burnuna kadar gidip döndük.

22 Ekim 2012 Pazartesi

OTOPİLOT MONTAJI

20.10.2012
Geçen ay Westmarine'den Simrad marka TP22 model bir Tillerpilot - yeke için otopilot - aldım. Simrad'ın mümessili olan Promar firmasından bir yetkili ile montajını yapmak üzere Cumartesi sabahı tekneye gittik. Saatlerce süren (!) çalışmanın sonucunda ürünün elektriğe bağlandığında sigorta attırdığı ve bu yüzden açılamadığı ortaya çıktı.

Sabah ilk iş olarak yekenin üzerine açtığımız deliğin boşuna olduğunu, otopilotun havuzlukta yatay olarak yerleştirildiğinde dümen seviyesinin altında kaldığını ve bu yüzden ek parça imal ettirmek gerektiğini sonradan anladık. Açtığımız deliğin içine otopilotun metal pimini çakarken yekenin tahta kısmının metal kısma olan bağlantısının gevşediğini ve boşluk yaptığını farkettik. Ayrıca sanırım dümenin aşağı inmesini engelleyen cıvatayı kısaltmamız da gereksizdi. Ama ben hasarın bu kadarla sınırlı olmasına seviniyorum. Eminim benzer tecrübeleri olan tekne sahipleri hissettiklerimi anlayacaktır...

Neredeyse bütün gün süren faydasız uğraşın sonunda otopilotu Promar'a teslim ettim. Onlardan gelecek haberleri bekliyorum.

Devam edecek... (umarım)



18 Eylül 2012 Salı

SETUR YALOVA MARİNA’YA GEÇİŞ


15.09.2012
Ağustos ve Eylül’ün yarısını Kalamış Marina’da geçirdikten sonra Resif ve Symphony’yi Yalova’ya götürmek üzere Cumartesi sabahı onbirde palamarları çözdük. Hava durgun ve güneşliydi. Hafif Lodos esiyordu. Adaların kuzeyinden motor – yelken seyrederken Amiraller kupasına katılan yarış tekneleri yanımızdan geçti.

Yarışan teknelerden Korza
Sedef Adası’nı geçtikten sonra rotayı güneydoğuya çevirdik. Rüzgar Lodos’tan 10 knot’a çıkınca yelken basıp motoru durdurduk. Ben teknede yalnız olduğum için anayelkeni basmam biraz vakit aldı ve Resif’in gerisinde kaldım. Rüzgar bir süre devam etti ancak Tuzla açıklarında hafifledi. Tekrar motor – yelken seyre döndüm.

17 Eylül 2012 Pazartesi

SAYONARA KALAMIŞ MARİNA



14.09.2012
Cuma akşamı Kalamış marinaya veda ettikten sonra Cumartesi günü Symphony'yi Yalova marinaya götürdük.

5 Eylül 2012 Çarşamba

SİVRİADA


01.09.2012
Cumartesi sabahı Dolunay ve ben Kalamış Marina'dan çıkıp yelken bastık. Hava kuzeyli 3 Beaufort esiyordu. Yaklaşık 6nm mesafedeki Sivriada'ya gitmeye karar verdik. Bir saatlik geniş apaz seyirden sonra Sivriada önlerine geldiğimizde rüzgar güneye döndü ve hızı azaldı. Yelkenleri indirip adanın kuzeyindeki limana girdik ve demir attık. Adanın üzerinde bir yırtıcı kuşun dönerek uçtuğunu farkedip fotoğraf makinasına sarıldık.


29 Ağustos 2012 Çarşamba

SAYONARA PENDİK MARİNA

11.08.2012
Neredeyse açıldığından beri Pendik Marintürk Marina'da bağlı bulunan Symphony'yi Kalamış Marina'ya aldık. Resimler için Dolunay'a teşekkürler...
 




20 Ağustos 2012 Pazartesi

SİMİ'DEN BOZUKKALE'YE VE ARDINDAN MARMARİS'E DÖNÜŞ



MARMARİS, DATÇA VE YUNAN ADALARI (RODOS, SİMİ, KNİDOS, NİSİROS, BOZUKKALE)
16-22.06.2012 - ALTINCI VE YEDİNCİ GÜNLER


SİMİ – BOZUKKALE ETABI (Yaklaşık 12nm, rüzgar GGB 10-15knot, dalga 0,5m)



20.06.2012
Seyahatin son etabı olan Simi – Bozukkale arası mesafe pek uzun olmadığından sabahı Simi’de geçirip öğleden sonra yola çıkmaya karar vermiştik. Duygu ve Gülören limanın dışındaki Paradise Beach’te denize girmeye gittiler. Kızgın güneşle aramız iyi olmadığı için Dolunay ve ben teknede kaldık. Gölgede bile hava çok sıcaktı. Tentenin altında otururken limanda balık avlayan küçük çocukları seyrettik. Ben de çocukken yazları elimde oltayla balık peşinde geçirirdim. O zamanlar Tuzla’da deniz Simi’deki gibi temizdi.

16 Ağustos 2012 Perşembe

NİSİROS'TAN SİMİ'YE


MARMARİS, DATÇA VE YUNAN ADALARI (RODOS, SİMİ, KNİDOS, NİSİROS, BOZUKKALE)
16-22.06.2012 - BEŞİNCİ GÜN


NİSİROS – SİMİ ETABI (Yaklaşık 34nm, rüzgar BGB 15knot, dalga 1m)


20.06.2012

Nisiros’taki Pali limanından sabah onda çıktık. Rüzgar BKB 10knot esiyordu. Rotayı Doğu’daki Simi’ye çevirdik. Seyahatimizin rüzgara ve dalgaya karşı olan zor kısmı sona ermiş ve ‘rahatına seyir’ denilen rüzgar ve dalga ile aynı yönde olan dönüş kısmı başlamıştı. Bu yüzden gelirken iki aşamada aldığımız Simi – Nisiros arasındaki mesafeyi dönüşte tek etapta tamamlamayı planlamıştık.

9 Ağustos 2012 Perşembe

KNİDOS'TAN NİSİROS'A

MARMARİS, DATÇA VE YUNAN ADALARI (RODOS, SİMİ, KNİDOS, NİSİROS, BOZUKKALE)
16-22.06.2012 - DÖRDÜNCÜ GÜN


KNİDOS - NİSİROS ETABI (Yaklaşık 10nm, rüzgar BKB 15-18knot, dalga 1-1,5m)
 Pali limanı, Nisiros
19.06.2012
Knidos’un turkuaz rengi denizi çok hoşumuza gittiği için sabahı burada yüzerek geçirip öğleden sonra rüzgar kuvvetlenince yola çıkmaya karar vermiştik. Nisiros’a mesafe uzun değildi. Knidos’un keyfini çıkarabilirdik.

7 Ağustos 2012 Salı

SİMİ'DEN KNİDOS'A

MARMARİS, DATÇA VE YUNAN ADALARI (RODOS, SİMİ, KNİDOS, NİSİROS, BOZUKKALE)
16-22.06.2012 - ÜÇÜNCÜ GÜN

SİMİ  – KNİDOS ETABI (Yaklaşık 22nm, rüzgar sabah B 6-8knot, öğleden sonra BKB 15-18knot, dalga 1m)
18.06.2012
Simi’den sabah onbirde yola çıktık. Hedefimiz yaklaşık 32nm uzaklıktaki Nisiros adasıydı. Simi ve Nimos adaları arasındaki dar ve sığ boğazdan geçip rotayı Batıya çevirdik. Rüzgar olmadığından ilk bir saat motorla yol aldık. Rüzgar Batıdan 6-7 knot esmeye başlayınca yelkenleri basıp motoru durdurduk. 3-4 knot hızla Datça yarımadasının güneyindeki İnce buruna doğru yol almaya başladık. Rüzgar Batıdan geldiği için yelkenle gidebildiğimiz en uygun açı Kuzeybatıydı. Hem yavaş ilerlediğimiz hem de rotaya uygun gidemediğimiz için Nisiros’a varmamız zor görünüyordu. Alternatif demir yerlerini düşünmeye başlamıştım.

24 Temmuz 2012 Salı

RODOS'TAN SİMİ'YE


MARMARİS, DATÇA VE YUNAN ADALARI (RODOS, SİMİ, KNİDOS, NİSİROS, BOZUKKALE)

16-22.06.2012 - İKİNCİ GÜN

RODOS  – SİMİ ETABI (Yaklaşık 21nm, rüzgar GGB 10-15knot, dalga 0,5m)


17.06.2012
Rodos’ta uyandığımız sabah borç krizindeki ülkede kritik sonuçlar doğurabilecek bir genel seçim yapılıyordu. Ancak adada seçime dair hiçbir emare yoktu. Oysa bir evvelki gece Rodos’lular Euro 2012’de Yunanistan’ın futbol maçı kazanmasını çılgınca kutlamıştı.

Dolunay ve Duygu önceki akşam Rodos’un tarihi kalesinin içindeki çarşıda bulunan mücevher dükkanı Lalaounis’e bakmaya gitmişler ama kapanmış olduğunu görüp hayalkırıklığına uğramışlardı. Halbuki iki sene evvel rıhtıma yanaşır yanaşmaz Lalaounis’ten takı almaya gitmiştik. Kız ekibi işte…

19 Temmuz 2012 Perşembe

MARMARİS'TEN RODOS'A

MARMARİS, DATÇA VE YUNAN ADALARI SEYRİ (RODOS, SİMİ, KNİDOS, NİSİROS, BOZUKKALE) - İLK GÜN

16-22.06.2012
15 Haziran Cuma akşamı Duygu, Dolunay ve ben uçakla İstanbul’dan Dalaman’a geldik. Gece yarısı Albatros Marina yakınındaki Otel Çarıkçı’ya vardık. Gülören Londra’dan Dalaman’a doğrudan uçup erken saatte otele girebilmişti. Planımız sabah erkenden tekneyi teslim alıp işleri tamamlamak ve yola çıkmaktı. İki senedir kiraladığımız yelkenli olan Hadar’ı İhsan Bey’den üçüncü kez alıp bir hafta boyunca Yunan adalarında gezecektik.

MARMARİS – RODOS ETABI (Yaklaşık 25nm, rüzgar GGB 15-20knot, dalga 1,5-2m)

16.06.2012
Cumartesi sabahı sekiz buçukta Albatros Marina’da İhsan Bey’le buluştuk. Yurtdışı çıkış işlemleri için pasaportlarımızı teslim ettikten sonra kahvaltı ettik. Albatros Marina’da  Cumartesi günü tekne değişim günü olduğundan bizim gibi birçok ekip teknelere yerleşiyor ve masalara yayılmış haritalar üzerinden rota belirlemeye çalışıyordu. Migros Sanalmarket’ten sipariş verdiğimiz malzemeleri Hadar’a yerleştirdik. Bu arada İhsan Bey bize tekneyi teslim etti ve geçen sene yaptığı birkaç değişikliği gösterdi. Özellikle GPS ekranını dümenin önündeki panoya alması çok faydalı olmuştu. Ayrıca yeni yelkenler geçen senekilere göre çok daha iyiydi.

10 Temmuz 2012 Salı

ANNEM VE BABAMLA KALPAZANKAYA

07.07.2012
Cumartesi günü hiç rüzgar olmadığı için yelken yapamadık. Motorla Burgazada'daki Kalpazankaya'ya gidip geldik. Izgara levrek harikaydı...

3 Temmuz 2012 Salı

BÜYÜKADA DİLBURNU'NDA HAFTASONU



30.06.2012 - 01.07.2012
Haftasonu yelken için şartlar harikaydı. Cumartesi akşamı saat yedide Dolunay'la tekneyi hazırlayıp marinadan çıktık. Rüzgar Poyraz'dan dört Beaufort esiyordu. Ana yelkeni bastık ve geniş apaz seyirle Pendik'ten Büyükada'nın batısındaki Dilburnu'na yaklaşık bir buçuk saatte geldik. Güneş batmadan demir attık. Resimde görüldüğü gibi basit ama keyifli akşam yemeğinden sonra yıldızları seyretmeye başladık.

Demir yerini seçerken Dilburnu'nun sakin ve huzurlu olacağını düşünmüştük. Ancak Poyraz'da korunaklı ve nispeten dalgasız olan Dilburnu'nun güneyindeki koyda malesef gecenin ilerleyen saatlerine kadar canlı müzik yapılan bir mekan var. Sanki biz teknemizle mekanın içine demirlemişiz gibi... Gittikçe kötüleşen müzikte uyumak ne mümkün! Ayrıca sabaha karşı koya gelip gürültüyle ve tabii müzik eşliğinde demir atan motoryat bizi tekrar uyandırdı. Kısacası yazın İstanbul yakınlarında denizde sessiz ve sakin bir koy bulmanın epey zor olduğunu anladık.

Sabah erkenden sahilden motorlarla koydaki plaja insanlar gelmeye başladı. Trafik ve kalabalık arttıkça huzursuz olup bir an önce koydan ayrılmaya karar verdik. Saat onbirde demir alıp yelken bastık. Büyükada ile Heybeliada arasından orsa seyirde kuzeye yükselirken Dilburnu'na yolcu bırakmış olan 'Cemile Ketenci' isimli tur teknesi hızla bordamızdan üzerimize gelmeye başladı. Yelkenle önünden kaçmamıza imkan olmadığı için bize düdük çalan tekneye arkamızdan geçmesini işaret etmeye çalıştık. Üzerimize gelmekte olan tur teknesi güneye dümen kırmadan önce hoparlörle bize 'bu kadar korkuyorsanız denize çıkmayın' diye küstah bir anonsta bulundu. Kaptanın neden bizi korkutmaya çalıştığını anlamadık. (Şikayet yazıma karşılık Dentur bu teknenin kendilerine kayıtlı olmadığı cevabını verdi ama DTO üye listesinde verilen adres onlarınki. Bu konuda Dentur'dan cevap alamadım.)

Ne gürültülü müzik, ne motoryatlar, ne de 'Cemile Ketenci'nin kaptanı keyfimizi bozamadı çünkü Pazar sabahı rüzgar Poyraz'dan beş Beaufort'a çıkmıştı. Çift camadanlı yelkenlerle önce Kalamış önlerine gelip 'Atatürk Moda'da' yarışının startını izledik. Ardından Sedef Adası'nın güneyine indik ve burada anayelkeni kasıp tekneyi 'heave-to' pozisyonuna getirdik. Teknenin ilerlemesi durdu ve dalgada salınması azaldı. Öğle yemeğini bu şekilde yedik ve teker teker denize girip çıktık. Bu sırada rüzgar altı Beaufort esmeye başlamıştı. Sağanaklarda ise yedi Beaufort'u buluyordu. İki saatlik keyifli seyirden sonra marinaya geldik ve bağlandık. Tekneyi toparlayıp yıkadıktan sonra epey yorulmuş olduğumuzu farkedip eve dönmek üzere yola koyulduk.